Kızılay’daki Yalnız Adam Yazılar

Yalnızlığın insana en çok koyan tarafı nedir biliyor musun?

O gayet iyi biliyordu.

Bir bahar akşamı, güneşin kızıllığını yavaş yavaş yerini gecenin karanlığına bıraktığı ve insanların sıcacık evlerine yetişebilmek için otobüslere koştuğu saatlerde o Kızılay’a daha yenice gelmişti. Hayatının geride kalan kısmında olduğu gibi o gün de nereye gittiğini bilmiyordu. Kalabalığa, muhabbet eden ve gülüşen insanların olduğu yere doğru yürüyordu aslında. Bu, kendi içindeki boşluğu bastırmak içindi -ki bunu kabullenebilecek kadar cesur birisi değildi.

Güvenpark’a geldiğinde bir an duraksadı. O gün giyip giymeme konusunda karar vermeye çalışırken evde saatlerini harcadığı ceketinin ceplerinde çakmak arıyordu. Sigarayı bırakalı aylar olmuştu ama o gün kendini iyi hissetmiyordu. İradesi nikotin isteğine boyun eğmiş ve hemen gidip bir paket almıştı. Kendisine saatler gibi gelen o birkaç saniyede çakmağı bulamamayı içten içe istiyordu. Çakmağı bulamasa yoldan geçen birinden isteyemeyeceğini bildiği için aylardır yakmadığı sigarayı içmemeye devam edecekti ne güzel.

Ama buldu.

Sigarasını yaktı ve Güvenpark’taki Kızılay Meydanı’na doğru bakan taş oturaklardan birine oturdu. Dört bir yandan durağını işgal eden taksileri kovmaya çalışan otobüs kornaları, yolu açmaya çalışan polis düdükleri ve binlerce insanın uğultusu duyuluyordu.

Herkesin gitmesi gereken yerleri ve yapması gereken mühim işleri vardı. Belki oradaki beyaz gömlekli, kırmızı kravatlı adam eşinin nefis yemeklerinin kokusunu ta Kızılay’dan alıyor ve bir an önce eve gidebilmek için hevesle otobüsünü bekliyordu, belki ötedeki 30’lu yaşlarındaki evli çift birkaç haftadır göremedikleri ailelerine olan özlemini dindirebilmek için onlara ziyarete gidiyorlardı, belki metroya koşar adımlarla inen kız ise yılların ve dev uzaklıkların ayıramadığı dostlarını garda karşılamaya gidiyordu…

Elbette ki hepsi mutlu mesut yaşamıyordu bu hayatı. O an gidip birisine sorsanız, sonu bucağı gelmeyecek dertler ve mutsuzluklar gün yüzüne çıkacaktı.

Sigarasından uzunca bir kez daha çekti yalnız adam ve etrafındaki kimsenin duyamayacağı şekilde kendi kendine söylendi; “En azından dertlerini anlatabilecekleri ve onları rahatlatabilecek bir sevdikleri var”

Hayatta hiçbir zaman kendisinden başka kimsesi olmayan bu talihsiz adam sigarasını bitirip yere sinirlice fırlattı. En azından arkamdan sövecek bir temizlikçi var artık diye aklından geçirdikten sonra hiç kimseye dokunmadan yaşayıp gittiği anlamsız hayatına, kendini bilmez şekildeki boş bakışlarıyla Kuğulu Park tarafına doğru yürüyerek devam etti.

Kızılay’daki Yalnız Adam
2 votes, 4.50 avg. rating (90% score)

Yazar Hakkında

Fahrettin Perçin

Hacettepe Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği'nde okuyor. Çevirmenlik yapıyor, fotoğraf çekiyor. Arada sırada da kendi çapında bir şeyler yazıyor.

    Leave a Reply