Taş Mektep Yazılar

Ankaralılar o zamanlar Taş Mektep dermiş.
İlk binası 1886 yılında, bugünkü Yüksek İhtisas Hastanesi’nin bulunduğu yere yapılmış.

Atatürk, 1919 yılında ziyaret etmiş.
Kurtuluş savaşında öğrencilerini şehit verdiği için, bizzat Atatürk tarafından ay yıldızlı sancak hediye edilmiş. 1938 yılından itibaren de Atatürk Lisesi adını almış.
Yüzlerce ünlü kişinin mezun olduğu bir okul.

****
1979 yılı İnebolu’da yatılı okuyorum….
Aynı köyden arkadaşım aklımı çeldi: Ankara’ya naklimizi yaptıralım diye…
Dünden razıyım ama nasıl olacak…
Ağabeyime söyledim; olur dedi ve oldu.
Anadolu’nun küçük bir köyünden sonra İnebolu koca bir dünya. Denizi ilk orada gördüm, denize düşmüş gibi oldum.
Ankara Atatürk Lisesi ise İnebolu ile kıyaslanmayacak kadar bilinmezlik doluydu.

****

İki bloktan oluşan okulun bir kanadında “leyli meccaniyim”..
Parasız yatılı yani….
Yatılı bölümdeki arkadaşlar aynı benim gibi…
Sabah olup da öbür bloğa geçince, bilinmezlik başlıyor…
Zengin ailelerin, önemli bürokratların, ünlü kişilerin çocukları…
İnebolu’dan hemşehrim sayılan ve katledilen ünlü savcı Doğan Öz’ün çocukları mesela…
Bilmediğim bir dilde konuşuyorlar gibi geliyor; kültür şoku yaşıyorum…
Tarihi Meram pastahanesi sanki okul kantini…
Baskılanıyorum, eziliyorum…

****
Kimsenin varlığımdan haberi bile yok; arka sırada bir başıma oturuyorum…
Felsefe dersindeyiz,….
İlkel komünal, köleci, feodal, kapitalist, sosyalist toplum….
Hoca toplumları anlatıyor…
İnebolu Halk Evindeki seminer konum, bildiğim yerden yani…
Dedim ya, sene 1979..
Ders konularının müfredata uyması gerekmiyor…
Hava puslu, ortam karmaşık ve her şey politik…
Hele de Atatürk Lisesi..
O zamanlar Mecliste ;“yiğitsen Atatürk Lisesinde konuş” dedikleri söylenir…
Nerede ise her gün eylem var, boykotun olmadığı gün yok.
Dayanamadım parmak kaldırdım ama dikkate alınmadım..
Zil çaldı, hoca “arkadan birisi parmak kaldırmıştı, kimdi o” dedi.
Keşke dikkate alınmasaydım, zil de çalmıştı.
“Hocam bazı yerler eksik kaldı” dedim.
Herkes kim bu patavatsız dercesine şaşkınlıkla arkasına döndü: ve onlarca göz o an beni fark etti…
Bir çırpıda anlattım toplumları…
Ve top kalecinin kurtarmayacağı yere, doksana gitti.
İşte o gün Atatürk Liseli oldum.

****
Hafta sonları yatılı kalanların ziyaretçileri gelir ve birisi dikkatimi çekerdi,..
Daha doğrusu ayakkabısı…
Taban yumuşak, kahverengi süet bir ayakkabı.
Nasıl dikkatimi çekmesin, ayakkabı bu, çok önemli.
Şimdilerde doktor olan Mahmut’un sözlü sınavı var, tahtaya çıkacak…
Ama maalesef ayakkabısının tabanı firar etmek üzere, ayakkabı değişikliği yapmak zorunda kaldık ve gün boyu teneffüse çıkamadım..
Sonradan öğrendim ayakkabının sahibini; meğer çocuk yaşta idam edilen Erdal Eren’miş.

Taş Mektep
0 votes, 0.00 avg. rating (0% score)

Yazar Hakkında

Haydar Çetin

1963 yılında Kırşehir’de doğdu. Evli, iki (ve ikiz) çocuk babası. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nda gayrimenkul uzmanı olarak görev yaptı. 35 yılın sonunda emekli oldu. 40 yıllık Ankara’lı. Onun için okumak vicdanı bir sorumluluk, yazmak ise hayaliydi. Bu konuda bazı öykü denemeleri oldu. 1989 yılında Yunus Nadi öykü yarışmasına katıldı ve çeşitli internet sitelerinde yazıları yayımlandı. Ve nihayetinde Antoloji Ankara ekibine dahil oldu.

    Leave a Reply